» DP Sibel Kızılkaya İtkü 4+4+4 Eğitim sistemini Değerlendirdi

DP Sibel Kızılkaya İtkü 4+4+4 Eğitim sistemini Değerlendirdi

Demokrat Parti Ar-Ge Hukuk Birimi Başkanı Av. Sibel Kızılkaya İtkü, yarın TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak olan 4+4+4 kademeli eğitim sistemi konusunda bir açıklama yaptı.. İtkü, “İktidar, kendi siyasal ve ideolojik amaçlarına uygun bir eğitim sistemini biçimlendirmeye çalışıyor” dedi..
Paylas
DP Sibel Kızılkaya İtkü 4+4+4 Eğitim sistemini Değerlendirdi
Sizden Gelenler - 26 Mart 2012, Pazartesi 23:02:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ar-Ge Hukuk Birimi Başkanı Av. Sibel Kızılkaya İtkü’nün açıklaması şöyle:

 

“Son günlerde haklı olarak gündemi bir hayli meşgul eden ve eğitim reformu adı altında, iktidarca dayatılmaya çalışılan 4+4+4 şeklindeki kademeli eğitim sistemi, ülkemizin bu zamana kadarki kazanımlarını daha da geriye götürecek,  hiçbir bilimsel kritere ve gerçekliğe dayanmayan  bir sistem getirmektedir.

 

           Eğitim gibi bir ülkenin kaderini tayin edecek bir  konuyu,  gündelik siyasi tartışmalar içinde heba etmeye ve bunu ideolojik bir rövanş olarak görmeye,  uzlaşmaya, tartışmaya dahi gerek görmeden dayatmayla ve aceleyle kabul ettirmeye, demokratik bir hukuk devletinde   hiç kimsenin  hakkı yoktur. Böyle önemli bir konuda bırakın siyasi partileri, toplumun tüm kesimlerinin de tıpkı Anayasa çalışmalarında olduğu gibi sürece katılması  son derece zaruridir.

 

         Henüz çok geç olmadan, dayatılmak istenen sistemin neler getireceğini öğrenmek, hem çocukların hem de ülkenin geleceğini tehlikeye atacak bu eğitim sisteminin makul ve bilimsel bir hale getirilmesi için sürece dahil olmak, duyarlı her Türk vatandaşının hem çocuklarına hem de vatanına olan en büyük borcudur.  Aksi halde bu konuda alınacak herhangi bir yanlış  karar, ülkemizin önündeki en az yirmi yılını karanlığa gömecek kadar olumsuz sonuçlara yol açabilecek niteliktedir.

 

         O halde,  kesintili 12 yıllık temel eğitime ve ilk kademe olan dört yıldan sonra da,    mesleki eğitime yer veren bu kanun teklifinin gerekçesi nedir? Hangi nedenlere dayanarak 4+4+4 olarak nitelendirilen kademeli bu eğitim sistemi önerilmektedir?

 

“ Düzenleme bu haliyle en temel pedagojik 

ilkelerle bile çelişmektedir.”

 

            Sekiz yıllık kesintisiz ve zorunlu eğitim sürecini dörder yıllık üç aşamayla 12 yıla çıkartan ve her bir kademenin ayrı kurum ve programlarla gerçekleştirilmesini öneren 20.02.2012 tarihli 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair kanun teklifinin genel gerekçesi incelendiğinde; sorunun kesintili ve kesintisiz eğitime yüklenen anlamda yoğunlaştığı görülmektedir.

              

             Her şeyden evvel belirtmek gerekir ki; kesintisiz temel eğitim,  aynı yaştaki çocukların temel eğitim boyunca farklı program ve okul türlerine ayrılmaması demektir.  O halde bu durumda, iktidarın düşüncesinin aksine, kademeli eğitimde kesintisiz olabilir.

 

             Zira kanun teklifinin gerekçesinde örnek gösterilen ABD, İngiltere ve Fransa’daki   eğitim sistemi  kademeli olmasına rağmen, kesintisizdir. Teklifi hazırlayanların   kesintili ve kesintisiz eğitim arasındaki bu farka dahi vakıf olmamaları , 4+4+4 kademeli eğitim sisteminin yeterli araştırma yapılmadan, bir oldu bittiyle hazırlandığının en açık göstergesidir.

 

             ABD, İngiltere, Fransa gibi pek çok gelişmiş ülkede,  eğitimin kademelendirilmesinin temel amacı, pedagojik olarak belli yaş grupları açısından eğitim mekanlarını ayırarak, çocukların yaş dönemlerine özgü gelişim farklılıklarından kaynaklanan sorunların önüne geçmektir. Yoksa bu ülkelerde kademelendirmeyle en az 10 yıllık temel kesintisiz eğitimden vazgeçilmemekte sadece mekansal bir ayrıma gidilmektedir.

 

Kanun teklifinin genel gerekçesinde ABD, İngiltere, Fransa’daki eğitim sistemine ilişkin örnekler verilerek, “bu ülkelerde eğitimin; okul öncesi, ilköğretim, ortaokul/lise öncesi ve lise olmak üzere dört kademeye bölündüğünden” bahsedilmiştir.

 

        ABD, İngiltere, ve Fransa’daki eğitim sistemlerinin ortak özelliği; bu ülkelerde temel eğitim, ilkokul ve ortaokul gibi farklı kademelerde görülse de, öğrencilere en azından üst orta öğretime yani liseye kadar, ülkemizde de şimdiye kadar olduğu gibi, sadece bir öğretim programı ile eğitim hizmetinin sunuluyor olmasıdır. Öğrenciler bu üç ülkede de 16 yaşına kadar temel eğitimin dışında bir öğretim programı ile karşılaşmamakta ve mesleki eğitim programlarına yönlendirilmemektedir. Öğrencilerin farklı yetenekleri aynı program içinde, seçmeli dersler ve ders dışı etkinliklerle geliştirilmektedir

 

        Başka bir deyişle bu ülkelerdeki kademeli eğitim sistemi, mesleki eğitimin 11 yaşında başlamasına ve kesintili olmasına  neden olmamaktadır.

 

        Oysa ülkemiz için teklif edilen 4+4+4 eğitim sisteminde her kademede öğretim programı değişmekte,  ikinci dört yıllık bölümde; meslek eğitimi ve çıraklık  ayrıca üçüncü dört yılda uzaktan eğitim gibi farklı program türleri devreye girmekte ve neredeyse temel eğitim ilk dördüncü yılın bitiminde, sona ermektedir. Bu haliyle düzenleme en temel pedagojik  ilkelerle bile çelişmektedir.

 

        Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, eğitimin kalitesini gelişmiş ülkelerdeki gibi yükseltme gerekçesiyle ortaya konulan bu teklifte gözden kaçırılan en önemli nokta, tüm ileri ülkelerde zorunlu temel eğitimin en az 10 yıl sürdüğü ve mesleki eğitimin ise bundan sonra başladığı gerçeğidir

 

“Temel eğitim kesintili olamaz.”

 

       Teklifin bir diğer gerekçesinde;Mesleki eğitimden arzu edilen düzeyde yararlanılabilmesi için, öğrencinin ilgi ve beceri alanlarının küçük yaşlardan itibaren tespit edilerek, gerekli yöneltme ve yönlendirmelerin yapılmasının şart olduğu belirtilmiş ve çeşitli kanunlarda yapılacak değişikliklerle “meslek ve çıraklık eğitimine başlama yaşının 11’e kadar düşürülmesi”” teklif edilmiştir

 

        Dünyada pek çok gelişmiş ülkede öğrencilere en azından liseye kadar, tek bir öğretim programı uygulanarak, aynı program içinde ilgi ve yeteneklerine göre seçmeli dersler sunulmaktadır. Avrupa ülkeleri arasında sadece Almanya ve Avusturya’da öğrenciler, 10 yaşından itibaren farklı programlar seçebilmekte ancak onlarda dahi seçim, mesleki eğitim hakkında değil, akademik potansiyel çerçevesinde yapılmaktadır. Ayrıca bu ülkelerdeki mesleki eğitimde,  10 yıllık zorunlu temel eğitimden sonra başlamaktadır.

 

       Yapılan bilimsel araştırmalar, seçim neticesinde akademik olarak düşük seviyedeki öğrencilerin toplandığı eğitim gruplarının hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin beklentilerini ve gayretlerini düşürdüğü ve eğitimde eşitsizlik yarattığını göstermiştir. Bu nedenle artık bu ülkeler dahi, öğrencilerin farklı öğretim programlarına yönlendirilmelerinin geciktirilmesi eğilimindedir.

 

           Kesintisiz temel eğitim ilk planda topluma ve ülkesine faydalı iyi bir vatandaş yetiştirme süreci olduğundan, eğitimin kesintili ve ilk dört yılın sonunda meslek seçimine yönelik olması ülke menfaatleri açısından da uygun değildir. Bu nedenle belli bir süre tüm bireyler için ortak olması kamu yararı açısından son derece gereklidir.  Meslek tercihi ve meslek eğitimi ise, temel eğitimden sonra minimum 14 yaşında yapılmalıdır. Sağlıklı bir meslek tercihi, çocuğun kendi yeteneklerini, ilgisini, kişiliğini tanımasıyla mümkündür. Bu yetiye 11 yaşında sahip olmak ise bilimsel olarak zaten mümkün değildir

 

       Yine kanun teklifinin gerekçesinde; “mevcut sekiz yıllık kesintisiz eğitim sisteminde alt sınıflardaki öğrencilerin, üst sınıflardaki öğrencilerin olumsuz davranışlarına maruz kaldıklarını ve yeni sistemle bu yanlışlığın düzeltileceği” belirtilmişse de böyle bir gerekçeyi kabul etmekte mümkün değildir.

         

       Pedagojik olarak ilk ve orta öğretimin mekansal olarak ayrılması bilimsel gerçeklere uygun olsa da, bu sorunu 4+4+4 adı altında kademeli bir eğitim sistemiyle düzeltmeye çalışmakta, pek makul bir çözüm değildir.

 

       Sorunun çözümü için sadece mevcut kesintisiz 8 yıllık eğitim sistemi içinde, ilköğretim ile ortaöğretimin mekansal olarak ayrılması yeterli olabilecekken, köklü bir eğitim reformuna kalkışılması, sistemin değiştirilmek istenmesindeki asıl nedenin  kamufle edilmek istendiğini  düşündürmektedir.

 

       Zaten ; 222 sayılı kanun teklifinin 1739 sayılı kanunun 25. mad.de yapılan değişiklikte; “ilk ve orta okulların alt yapı sorunları varsa aynı binalarda da eğitim verilebileceğinin” belirtilmesi,  yeni sistemin bu sorunu yine çözemeyeceğini aşikar bir şekilde gösterdiği gibi bu konudaki düşüncemizi de teyit etmektedir..

        

“Çocuklar işe değil, okula gitmelidir..”

 

             Kanun teklifinde çırak olabilmek için 14 yaşını doldurmuş ve en az ilkokul mezunu olmak şartının değiştirilerek, 11 yaşını doldurmak ve ilköğretim birinci kademeden mezun olmak şartının getirilmesi de fevkalade bir çocuk emeği sömürüsüyle karşı karşıya kalınacağının göstergesidir

 

               Yine Mesleki Eğitim Kanunu’nun 18. maddesinde yapılmak istenen değişiklikte işletmelerde çalıştırılabilecek çırak oranı konusunda,   % 10 tavan sınırlamasının kaldırılması da çocukların asıl işgücüne dönüşmesine yol açabilecektir. Başka bir deyişle işletmeler bu durumda, meşru olarak % 99 çırak çalıştırarak, ciddi bir çocuk emeği sömürüsüne gidebilirler.

        

            Çocukların işe değil okula gitmesi için çağdaş devletler bütün güçlerini seferber etmişken, çocukların gelişmesini engelleyecek ve sömürülmesine yol açacak bu değişikliğin ülkemize hiçbir faydası olmayacaktır.

          Ayrıca  bu değişikliklerle, ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin eğitim ve çalışma ile ilgili pek çok maddesi de ihlal edilecektir.

“Sistem, çocuk gelinlerin sayısını arttıracak.”

 

            Kanun teklifinde, ilköğretime başlama yaşı bir yıl öne alınmaktadır. Tüm bilimsel çalışmalarca da ispatlandığı üzere; okul öncesi eğitim almış çocukların, bu eğitimi almamış yaşıtlarına kıyasla, hem sosyal hem de okul hayatlarında,    daha başarılı oldukları herkesçe kabul edildiği halde, bu gerçeği yadsıyarak okul öncesi eğitimi zorunlu olmaktan çıkarmak hangi bilimsel eğitim reformuyla açıklanabilir. Ayrıca dünyadaki birçok gelişmiş ülkede en az 72 aylık çocukların ilköğretime başlatılmaları ve ilköğretim öncesinde de, zorunlu okul öncesi eğitime tabi tutulmaları acaba sadece bir tesadüf müdür?

 

                  Ayrıca kadın istihdamının arttırılmasının ve kadının sosyal hayata katılımının yolları aranırken, eğitim reformu adı altında önerilen bu kanun teklifinde okul öncesi eğitimin zorunlu olmaması da, hükümetin bu konuda ne kadar samimiyetsiz olduğunu bir kez daha göstermiştir.

 

        Yine söz konusu kanun teklifi çocukların okul çatısı altında eğitimlerine, sistemin sekiz yılın bitiminde açık öğretime izin vermesi nedeniyle, son verebilmektedir. Ve tahmin edilebileceği üzere bu uygulama kız çocuklarını okul dışına itecek ve çocuk gelinlerin sayısını da arttırabilecek niteliktedir.     

 

        Ayrıca ilk dört yılın sonunda, ikinci dört yılda okul türlerinin çeşitlenmesi nedeniyle yeni sınavlar ortaya çıkacak böylece öğrenciler hem dershanelerle, hem de sınav stresiyle çok daha erken yaşta tanışacaklardır 

 

“Bu acele neden?”

 

             Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, yeni eğitim sisteminin ne çocuklara ne de topluma  bir yararı vardır.  Buradaki tek amacın; iktidarın zorunlu eğitim süresini arttırmak bahanesiyle,  eğitim sistemini kendi siyasal ve ideolojik amaçlarına uygun bir şekilde biçimlendirmeye çalışmak olduğu herkesin malumudur.

 

              Zaten hükümetin getirmek istediği sistemle, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair kanun teklifinin gerekçeleri arasında hiçbir nedensellik bağının olmaması da bu tezi güçlendirmektedir.

 

             Aslında amaç,  sadece 28 Şubat’ın ideolojik rövanşını almak ise, bunun için eğitim gibi hayati öneme sahip bir kanunun, toplumun tüm kesimlerince tartışılmadan ve mutabakat aranmadan,  bir oldu bittiyle çıkarılması yerine, gerçek niyetin böyle dolambaçlı yollara başvurulmadan  açıkça ifade edilmesi, daha dürüst bir davranış olacaktır.

 

             Uzlaşma zemini  aranmadan  çıkarılacak bu kadar önemli bir kanunun, toplumdaki huzursuzluğu arttırarak,  eğitim sistemimizde  bir  kaos yaratacağı ve  toplumdaki siyasi kutuplaşmayı  daha da derinleştireceği   yadsınamaz bir gerçektir.

 

              Sonuç olarak; bilimsel temellerden tamamen uzak, pedagojik olarak çocukların gelişim özelliklerine uygun olmayan fırsat eşitliğine ve kamu yararına aykırı,  yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, bir dayatmayla, acilen çıkarılmaya çalışılan, 4+4+4 kademeli eğitim sistemi getiren bu kanun teklifinin bir an önce geri çekilerek, bunun yerine toplumun tüm kesimlerinin sürece katıldığı yeni bir çalışmanın yapılması, toplumdaki gerilimi de ortadan kaldıracak bir çözüm olabilir.    

 

            Eğitim sistemimizi bilinmeyen yeni bir maceraya sürüklemek yerine, mevcut sistemi daha kaliteli ve verimli bir hale getirmeye çalışmak, sorunları tespit edip, çözüm yolları aramak, hem ülkemiz,  hem de çocuklarımız için en doğru olandır.

 

          Unutmayalım ki; Bu ülke hepimizindir!”

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ
Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

FaceBook

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir