» Kızıl Elma'ya Hey Kızıl Elma'ya

Kızıl Elma'ya Hey Kızıl Elma'ya

Türk milleti için Türk cihan hâkimiyeti mefkûresinin sembolü olan Kızıl Elma çok eski Türk dini inançlarına ve Türk töresine dayanır.
Paylas
Kızıl Elma'ya Hey Kızıl Elma'ya
Ekonomi - 19 Haziran 2019, Çarşamba 01:33:01
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkler ulaşacakları hedefe ve zafere, ulaşmadan önce Kızıl Elma adını vermişlerdir. Hunlardan beri bütün Türklerde mevcut olan Türk Cihan Hâkimiyeti mefkûresinin hedefi, Türk töresi ile dünyaya nizam vermek ve dünya barışını tesis etmekti.

Türk milletinin İslâmiyet'ten önceki dönemde Allah tarafından kut (bağış ve nasip) vermesiyle tahta oturan Türk hükümdarları Yüce Allah’a karşı sorumlu olma,  cihanın idaresi ile görevlendirilme bilinci ile hareket ediyorlar ve kendilerini “Dünya Hakanı”, devletlerini de “Dünya Devleti” olarak görüyorlardı. Bu ve buna benzer çeşitli inançlar, Türklerin İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra da devam etmiştir. Kendilerini Allah tarafından dünya nizamını sağlamak için gönderildiklerine inanmışlardır. Zira Türk insanının mücadeleci ruhu ve Cihan Hâkimiyeti Ülküsü İslâmî inanışa da uygundu. İslâmiyet'ten önce kahramanlara verilen alp’lık unvanı, İslâmiyet'ten sonraki dönemlerde alp-eren şeklini alıyor, böyle hayat buluyordu.

Kızıl Elma, Türklerin yaşadıkları bölgeye göre çeşitli yönlerde ulaşılması gereken bazen bir ülke, bazen de o ülkedeki taht veya mabet üzerinde parıldayan ve cihan hakimiyetini temsil eden som altından yapılmış kızıl renkli altın bir yuvarlak veya top olarak hayal edilmektedir.  Bu altıntop bazen zaferin işareti, bazen hâkimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olarak ifade olunmuştur.

Yenisey Yazıtları’na göre, Barlık suyu boyunca oturan Oğuzları, buradan hep
batıya doğru yürüten güç Kızılelma olmuştur. Bu bakımdan Kızıl Elma çok güçlü bir fetih idealinin sembolü olmuştur. Örneğin, Ergenekon Destanı’nda Kızılelma, Ergenekon’dan çıkma ve eski yurda yeniden sahip olma idealidir. Ulaşılması gereken, ülkeleri ele geçirmek için fetihleri amaç hâline getiren bir semboldür.
Türkler hangi yöne giderlerse gitsinler ulaşacakları zafere, ulaşmadan önce Kızılelma adını vermişlerdir. Hazar Denizi’nin doğusundan gelen Oğuzlar, Hazar
kağanının çadırının üzerinde bulunan ve hâkimiyetin sembolü olan altıntopu ele geçirmeyi amaç edinmişlerdir. Kızıl Elma ideali buradan İran’daki Türklere, onlardan da Osmanlılara geçmiştir. Osmanlıların fethetmek istedikleri yerlerde bir Kızılelma’nın varlığına inandıkları ve bunu ele geçirmek için çabaladıkları görülmektedir.

Büyük bir gurura kapılan ve kendisini Hz. Süleyman Peygamberden dahi güçlü hisseden Justinyanus Ayasofya’nın önüne bir heykelini diktirir. Ayasofya’nın önünde bulunan Justinyanus heykelinin bir eline kızıl bir küre yerleştirirler. Justinyanus güya dünyayı elinde tutmaktadır. Bizans’ın devamı için bir uğur sayılan bu küre Türkler tarafından sahip olunması gereken bir hedef yani Kızıl Elma olarak sembolleştirilmiştir

Kızıle Elma’yı ele geçirmek Osmanlılardan önce de var olan ancak Osmanlılarla olgunlaşan bir ülküdür. Kızıl Elma’nın bir kavram olarak, gittikçe arzulanan bir emel, ülkü ve somut hedef hâline gelişi daha çok Osmanlılarda kendini göstermiştir. Türk’ün ortak bilinçaltında efsanevî bir şekilde yaşayan bu ülkünün Osmanlılar zamanında yazılı kaynaklara da geçtiği görülmektedir. Bu düşünce halk ve askerler arasında Kızıl Elma adı ve efsanesiyle ile yayılmış, İstanbul’a sahip olmanın sembolü olmuştur.

İstanbul, Osmanlı devletinin kuruluşundan itibaren, bütün Türk Sultanlarının bir milli ülküsü “KIZIL ELMASI” olmuştur. Osman Gazi, devletin kurucusu olarak, oğlu Orhan Gazi’ye:

Osman Ertuğrul oğlusun, Oğuz Karahan neslisin, Hakk’ın bir kemter kulusun, İstanbul’u aç, gülizâr yap” (Z.Kitapçı, Hz. Peygamberin Hadislerinde Türkler 2. cilt, s.137) diyerek İstanbul’un fethini hedef göstermiştir.

İstanbul’u ele geçirmek bizim hem milli bir ülkümüz hem de dîni bir ülkümüzdür. Çünkü Allah’ın sevgili Rasûlü Hz. Muhammed (s.) de İstanbul’un fethini müjdelemiş ve “İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden emir-sultan ne güzel emirdir-sultandır. Onu fetheden asker ne güzel askerdir.” buyurmuşlardır.

Evliya Çelebi, Hz. Muhammed'in doğumunda ateşgedelerin binlerce yıldır hiç sönmeyen ateşinin sönmesi ve Kisra’nın sarayının yıkılması gibi harikulâde hadiseleri anlatırken Ayasofya kubbesiyle birlikte İstanbul Kızıl Elması’nın düştüğünü anlatmaktadır

Büyük Türk padişahı Fatih Sevgili Peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuş ve İstanbul’u 52 günlük bir kuşatmadan sonra fethetmiştir.

İstanbul’un Türklerin eline geçmesinden sonra, artık Türk’ün yeni Kızıl Elma’sı Roma’dar; Roma’daki St. Pierre Kilisesi’nin kubbesidir. Kızılelma Katolik dünyasının merkezine taşınmıştır. İstanbul Kızıl Elması’nı ele geçiren Fatih’in yeni hedefi, Türk’ün yeni Kızıl Elma’sı Roma’dır. Fatih Sultan Mehmed Han Otranto Seferi’ni bu amaca ulaşmak için düzenlemiştir.

Gedik Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Otranto’ya çıkar. Batı dünyası da bu fethi o kadar kabullenmiştir ki, İtalyan şehirlerinde Sultan Fatih’in resmini taşıyan paralar, altın madalyonlar basılır; Fatih’i karşılamak üzere tören hazırlıklarına girilir. Yahya Kemal, Ahmed Paşa’ya Gazeli’nde şöyle söyler:

Çıktı Otranto’ya pür-velvele Ahmed Paşa
Tuğlar varsa gerektir Kızıl Elma’ya kadar…

Fakat, tuğlar Kızıl Elma’ya varamamış, Sultan Fatih’in ölümü, bu hamleyi yarım bırakmıştır.

 

Askerlerini sefere götüren Kânûni “ Kızıl Elmada buluşuruz.” Der. Yeniçeriler de “Kızılelmaya dek varırız; Kızıl Elmaya hey! Kızıl Elmaya hey!” Diye nâra atarlardı.

Kanunî Sultan Süleyman Han Dönemi’nde Beç (Viyana) Kızılelması canlanmış ve Yeniçeriler arasında, bir Ocak geleneği oluşturacak kadar güncel bir ülkü olarak yaşatılmıştır. “Testiye kurşun atar, keçeye kılıç çalar, Kızıl Elma’ya dek gideriz” deyişi Yeniçeri gülbangına kadar girmiştir.

Topkapı sarayında bulunan Osmanlı Padişahlar albüminde Çelebi Sultan Mehmed’den 3. Sultan Murad’a kadar sekiz padişahtan yedisinin eline birer Kızılelma resmedilmiştir.

Kızıl Elma Roma’dır, Viyana’dır. Nereyi fethettiysek bir sonraki yer ve hedeftir. Kızıl Elma Allah’ın adının duyurulacağı mekân, İslamın tebliğ edileceği zemindir. Kızıl Elma âbâd ve  imar edilecek toprak, tüm cihandır.

Kızıl Elma Türk Birliği ve Turan olarak ta algılanmıştır. Bu düşünceyi Ziya Gökalp şöyle açıklar:

Z. Gökalp'e göre Türkçülüğün üç büyük mefkûresi (ülküsü) olmalıdır: "Bunların hakikate en uygun olanı Türkiyeciliktir. İkinci mefkûre Oğuzculuk veya Türkmenciliktir. Çünkü kültür bakımından birleşmesi en kolay olan Türkler, Oğuz Türkleri yani Türkmenlerdir. Nihayet üçüncü bir mefkûre daha vardır ki, bu da istikbalde diğer Türklerin Oğuzlarla bütünleşeceği Kızılelma’dır. Bu, bir hayal dahi olsa Türkçülük için kuvvet membaıdır. O Turan ki mazide bir hakikatti. Oğuz Han’lar, Mete'ler, Göktürk hakanları bir zamanlar bütün Türkleri birleştirmemişler miydi?

Kızıl Elma biz Türklerin milli olduğu kadar aynı zamanda da dîni bir ülküsüdür; İlâyı Kelimetullah, yani Allah’ın adını yüceltmek ve dünyaya hâkim kılmak ülküsüdür.

Sevgili Peygamberimiz Medine’yi farklı din ve ırkların barış içerisinde yaşadığı bir barış yurdu “Darüsselam haline getirmiş, Yesrib’i Medine-i Münevvere’ye medeniler, aydınlar, münevverler şehrine dönüştürmüştü. Abbasilerin  başkenti (Bağdat) bu hayal ile kurulmuş,  Selahaddin Eyyubi, Hz. Süleyman’ın mirasını kurtarmak için Dâru’s-Selâm’a (Yeruşalim/Kudüs’e) sahip çıkmıştır. Selçuklu Türkiyesi’ne “Şefkat Diyârı” adı verilmiş; Osmanlı’ların  başkentine mutluluk, barış, esenlik yurdu manasına gelen Dâru’s Saadet/Dersaadet denmiştir. Bütün bunlar  Darüsselam’ın/Barış Yurdu’nun binlerce yıldır Türk milletinin  ‘büyük ülküsü’ ve ‘Kızılelması’ olduğunu göstermektedir.

Evet, Kızıl Elma bu gün Afrin, yarın Münbiç, öbür gün Musul, Kerkük, tüm cihandır. Kızıl Elma Cenâbı Hakk’ın Türk’e gösterdiği yer ve hedeftir. Kızıl Elma, Allah’ın adının hâkim olduğu kan ve gözyaşının akmadığı bir dünya kurmak hem bu dünyamızı “Dârusselam/Barış Yurdu ” yapmak hem de ahiretteki Dârusselama/Cennete nâil olmaktır.

MUHARREM GÜNAY SIDDIKOĞLU

Editör'ün Notu: Sitemizde İlk Yazısını Yayınladığımız Sayın Sıddıkoğlu'nu Aramızda Görmekten Gurur Duyuyoruz. Bu vesile İle Sıddıkoğlu kimdir? sorusunun Cevabını da vermek bizleri mutlu etmektedir.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU) Kimdir?

1956 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya gelmiştir. Muharrem GÜNAY hem ana hem de baba tarafından Ahıska Türkü’dür. Büyük dedesi müderris Sıddıkzâde Ahmed  Efendi 93 Harbi’nde (1877-1878 Osmanlı Rus savaşları sırasında) Ahıska’dan göç ederek Afyonkarahisar’a yerleşmiştir.

Muharrem GÜNAY Afyonkarahisar ilinin Merkez Değirmendere köyünde ilkokulu bitirdikten sonra Bolvadin’de İmâm Hatip Okulu’na başlamış 1976 yılında Afyon İmâm Hatip Lisesi’nden, 1978 yılında Afyon Eğitim Enstitüsü’nden, 1997 yılında 4 yıllık lisans eğitimini tamamlayarak AKÜ Uşak Eğitim Fakültesi’nden mezun olmuştur.

1979 yılında öğretmenliğe başlayan Muharrem Günay 1989 ve 1990 yıllarında M.E.B. tarafından açılan hizmet içi eğitim kurslarına katılarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olmuştur.

2004 yılında emekli olduktan sonra 2008 ile 2012 yılları arasında Almanya Türk Federasyonu bünyesinde din görevlisi olarak çalışmıştır. Bu süre içerisinde Almanya Türk Federasyonu için 365 günlük duvar takvimini hazırlamıştır. Bu takvim Avrupa’daki Türk federasyonlarınca kullanılmaktadır.

1994 yılında ORTADOĞU gazetesinde yazı yazmaya başlayan Muharrem GÜNAY, bu gazetede “SIDDIKOĞLU” mahlasını kullanarak M. GÜNAY SIDDIKOĞLU adıyla 25 yıl süreyle yazı yazmıştır.  Muharrem GÜNAY aynı zamanda Afyonkarahisar’da yayımlanmakta olan KOCATEPE gazetesinde de 1994 yılından beri günlük yazı yazmaktadır. Yazar Ortadoğu ve Kocatepe gazetesinin yanında yurt çapında ve yurt dışında yayımlanan çok sayıda haftalık, aylık gazete ve dergilerde ve internet sitelerinde yazı yazmıştır ve yazmaya devam etmektedir.

Yayımlanmış Eserleri

Muharrem GÜNAY’ın “Devlet ve Hayat Felsefemiz Dünya Barışı” adlı kitabı 2004 yılında Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kültür hizmeti olarak Geçit Yayınları tarafından, “Namazı İkâme Etmek” ve “Mü’min Nasıl Olmalı” “Türk’ü Sevmek İmandandır” adlı kitapları 2014 yılında Ülkücü Yazarlar Derneği  (ÜLKÜ-YAZ) tarafından elektronik kitap olarak,  “Namaz ve Namazı İkâme etmek” adlı kitabı ise 2017 yılında, “Mü’min Nasıl Olmalı?” adlı kitabın 1. cildi ise Afyonkarahisar Belediyesi tarafından 2018 yılında yayımlanmıştır. “Mü’min Nasıl Olmalı?” adlı kitabın ikinci cildi ile  “Asâkir-i İslam” adlı kitapları ise yine Afyonkarahisar Belediyesi tarafından yayımlanacaktır..

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan milletvekili seçimlerinde Afyonkarahisar’da MHP’nin üçüncü sıradan milletvekili adayı olan Muharrem Günay yazı hayatına, ilim ve irşad faaliyetlerine devam etmektedir.

Muharrem GÜNAY, evli ve üç çocuk babasıdır.

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ
Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

SON EKLENENLER

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

FaceBook

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir