» Öğretim Üyeleri Maaşları Düzeylerine Uygun hale Getirilmelidir

Öğretim Üyeleri Maaşları Düzeylerine Uygun hale Getirilmelidir

Üniversitelerin en hayatî sorunlarının başında üniversitelerdeki akademik ve idari personelin ücret sorunu gelmektedir
Paylas
Öğretim Üyeleri Maaşları Düzeylerine Uygun hale Getirilmelidir
Sizden Gelenler - 21 Mart 2012, Çarşamba 07:59:16
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Eşit İşe Eşit Ücret düzenlemesiyle yine her zaman olduğu gibi konu sessizce geçiştirilmiş bulunulmaktadır. Üniversitenin senelerden beri içten içe kanayan bu derin yarasına el atmak ve tedavi etmek konusunda bu defa bir miktar doğar gibi olan ümit güneşi yine söndü. Ülkemiz ve milletimiz adına büyük bir ayıp ve utançtan başka bir şey olmayan bu vebalin çok fazla suçlusu bulunmakta olduğunu açıkça söylemek dürüstlük gereğidir.

 

            İlk olarak belirtilmesi gereken husus, bu konudaki en büyük vebalin geçmiş hükümetler gibi, aynı ilgisiz ve vurdumduymaz politikayı sürdüren bugünkü Hükümet’te olduğudur. Nitekim en son gündeme getirilen 666 sayılı KHK ile getirilen sözüm ona Eşit İşe Eşit Ücret düzenlemesiyle üniversite öğretim elemanlarıyla öğretmenler es geçildi. Bahane olarak da kamuoyuna bu kesimlerin kamuda benzer statüde çalışanın olmayışına bağlandı.      Ancak aradan yaklaşık beş ay geçti, öğretim üyelerinin ve öğretmenlerin yıllardan beri maruz kaldığı haksızlığın ortadan kaldırılmasına yönelik bir işaret yok. Niçin ve hangi gerekçe ile ve hem de en küçük bir açıklama dahi yapılmadan öğretim üyelerinin ve öğretmenlerin devre dışı bırakılmış olması, doğrusu bugüne kadar, genel olarak tüm eğitim, öğretim ve bilim camiasının ve özel olarak da üniversite personelinin ücretleri konusunda hiç de iyi bir sınav vermiş olmayan Hükümet’in bu tutumu ve ilgisizliği hangi adalet anlayışı ile bağdaşmaktadır?

 

            Bu konuda sessizliğe gömülerek Hükümet’in suçuna katılan muhalefetin payı onlardan da az değildir. Nitekim emekli milletvekillerine yapılan maaş artışı bunun en önemli göstergesidir.

 

            İkinci olarak belirtilmesi gereken husus, üniversite personelini en üst düzeyde temsil eden YÖK’ün ve öğretmenleri temsil eden Milli Eğitim Bakanının bu konudaki tutumunun hükümetlerden bile daha olumsuz olduğudur. Nitekim hükümetlerin ara-sıra da olsa bir şeyler yapmasa bile yapıyor gibi görünmelerine karşılık, bugüne kadarki YÖK yönetimlerinin kendi personelinin geçim sorununa karşı sanki öyle bir şey hiç yokmuşçasına sürdürmüş olduğu ilgisiz ve anlayışsız tavrının bugünkü YÖK yönetimi tarafından aynen devam ettirildiğini görmek, mesleğimiz adına ayrı bir utanç belgesi niteliğindedir.

 

            Üçüncü olarak belirtilmesi gereken husus ise, yazılı ve görsel medyanın konu hakkındaki ilgisizliğidir. Bugüne dek, eğitim ile ilgili yazılar yazan ve araştırmalarda bulunan mahdut sayıdaki birkaç gazeteci ve köşe yazarı dışında, medyamızda bu konuda kayda değer ve ciddiye alınmayı gerektirecek, ağırlığı olan haberler yapıldığına şahit olmadığımız gibi, kamuoyu oluşturmaya yönelik ciddî, tutarlı ve ısrarlı bir yayın politikası da görmüş değiliz.

            “Üniversite” denince çok küçük bir kesim dışında aşağı-yukarı herkesin ve her çevrenin üzerinde durduğu iki konu bulunduğunu söyleyebiliriz: Üniversite, siyasetçiler ve medya açısından, bitmek tükenmek bilmeyen siyasî ve ideolojik çekişme ve çatışmalar için en bereketli malzemeler veren bir alan ve toplumumuz açısından ise, çocuklarının okuması, diploma ve meslek sahibi olması için kullanılması gereken bir araç olarak görünür bir hâle gelmiş bulunmakta olup bunun dışında başka bir ilgiye mazhar olmamaktadır. Maalesef, hemen  hemen hiç kimse üniversitede nelerin olup bittiğine, akademik ve idari personelin hangi zor şartlar altında çalıştığına, bir yandan bilim yapmak, diğer yandan ülkenin genç nesillerini yetiştirmek için çırpınırken evlerinin geçimlerini nasıl temin ettiğine hiç ilgi duymamakta, sanki hiç öyle bir konu ve hiç öyle bir sorun yokmuş, bütün akademik personel hâllerinden çok memnunmuş gibi davranmaktadır.

 

            Hâlbuki şu anda üniversitede en kıdemli bir profesörün maaşı dahi, bir milletvekilinin danışmanından ve sekreterinden daha azdır. Yeni düzenleme ile milletvekili sekreteri 4 bin 700 TL ve milletvekili danışmanı 5 bin 400 TL maaş alırken, en kıdemli profesör 4 bin 357 TL maaşa mahkûm edilmiş bulunmaktadır. 2012 Şubat ayı sonu itibarıyla dört kişilik bir ailenin Yoksulluk Sınırı (Asgari Geçim Haddi) 3 bin 331 TL iken, iki yıllık bir profesörün maaşı 3 bin 632 TL, yeni doçentin 2 bin 453 TL, yeni bir yardımcı doçentin (on iki yıllık devlet memuru olan) 2 bin 298 TL, 1. Derecenin 4. Kademesine kadar yükselmiş ve 30 yıldan beri devlet memuru olan bir öğretim görevlisi aile yardımı ve bir çocuk parası ile birlikte 2012 Mart ayı itibarıyla toplam 2 bin 290 TL, iki yıllık bir araştırma görevlisi bin 917 TL maaş almaktadır. Bu ayıp ülkemizi yöneten bütün yöneticilere yeter!..

 

                        Gerçekte, üniversite personelinin hem statülerine uygun ve hem de bilim yapabilmelerine elverişli bir normal yaşantıya sahip olabilmeleri için gereken ücret zammı en az % 50 olması gerektiği hâlde, sıfır zamma mahkûm edilmeleri şok etkisi yapmıştır.  

 

       Ülkemizin geri kalmışlık çemberinin kırılmasında ve geleceğin mutlu, güçlü ve müreffeh, daha saygın Türkiye’sinin inşa edilmesinde bir numaralı belirleyici faktör olan bilim yuvalarının ve mütevazı bilim insanlarının, nasıl geçineceklerini düşünmeyi ön plana çıkarmak zorunda bırakılmaları doğru bir politika değildir. Mesleği bilim üretmek ve bilim öğretmek olan, ülkemizin en iyi yetişmiş beyinleri, sürekli olarak düşük tutulan ücretleriyle mahkûm edildikleri geçim sıkıntıları dolayısıyla mutlu değillerdir. Bu da onların hem bilim üretmelerinde ve hem de gençlerimizi yetiştirmelerinde tam verimli olmalarını çok ciddî surette engellemektedir.

        

       On yıldan beri akademik personele âdeta kasıtlı olarak düşük ücret politikası uygulayan iktidar, kıdemli profesörler ( görev tazminatı ile birlikteki maaşları ) dışındaki bütün öğretim elemanlarını yoksulluk sınırının altında, idari personelin % 70'ini de açlık sınırı düzeyindeki ücretlere mahkûm etmiş bulunmaktadır.

 

            57. Hükümet döneminde Profesörlere ve 1. Derece’deki Doçentlere “görev tazminatı” adıyla bir ek zam yapılmıştı. Bunun kademeli olarak diğer tüm akademik personele yansıtılacağı belirtilmişti. Ancak aradan geçen yaklaşık 10 yıldan beri gelen hükümetler, YÖK başkanları ve Üniversite rektörleri tarafından konu hiç dile getirilmemiştir. Üniversitenin içinde ikilik yaratan bu durumdan ayrı olarak ise, genel olarak, üniversite personelinin maaşları ezici çoğunluk itibariyle “sefalet” düzeyinde bulunmaktadır.

 

      Nitekim 1990 yılında 1/4’deki bir profesör, 1/4’deki Emniyet Genel Müdüründen 550 TL, 1/4’deki Maliye Müfettişinden 1000 TL fazla maaş alırken, bugün durum nedir? Yine 1990 yılında 4/1’deki bir doçent, 4/1’deki kaymakamdan 857 TL, 4/1’deki il emniyet müdüründen 832 TL daha fazla maaş almaktaydı. Aynı yılda 5/1’deki bir yardımcı doçent, 6/1’deki uzman doktordan 205 TL, 6/1’deki kaymakamdan da 794 TL, 5/1’deki bir araştırma görevlisi de 9/1’deki kaymakam adayından 472 TL, lise mezunu 8/3’deki polis memurundan 681 TL daha çok maaş aldığı yapılan ilmi araştırmalardan ortaya çıkmaktadır.

 

     2012 yılında 1/4’deki bir genel müdürün 5 bin 822 TL, 7/1’deki kaymakamın 3 bin 252 TL, 7/2’deki doktorun 2 bin 908 TL, 8/1’deki polis memurunun 2 bin 434 TL maaş aldığı göz önüne alındığında üniversite akademik personeline reva görülen maaş zulmünün hangi boyutlara ulaştığı açıkça görülmektedir.

 

Öğretim Üyeleri Arasındaki Maaş Dengesi Bozulmuştur

 

      1972 yılında 1/4’deki profesörle 7/1’deki asistan arasındaki maaş farkı % 47.62 düzeyinde, aynı derecedeki profesörle 3/1’deki doçent arasındaki maaş farkı da % 15.6 oranında bulunmaktaydı.

 

      Yüksek Öğretim Kanununun çıktığı ilk yıllarda (Resmi Gazetede yayım 6 Kasım 1981) öğretim elemanlarının ücretlerinde ve çalışma düzenlerinde bir dengesizlik söz konusu değildi. Profesör, doçent, yardımcı doçent, öğretim görevlisi, okutman, uzman ve araştırma görevlisi arasındaki ücret farkları, kimseyi rahatsız edecek farklılıkta bulunmamaktaydı. Maaş oranları kabul edilebilir bir düzeydeydi. Ancak 2012 yılına geldiğimizde, özellikle 2002 yılından itibaren maaş oranları yardımcı doçent, öğretim görevlisi, okutman, uzman ve araştırma görevlileri aleyhinde bozulmuştur.

 

      Nitekim 1982 yılının Aralık ayında 1/4’deki profesörün maaşı 65,464 TL, 3/1’deki doçentin 56,747 TL (profesör maaşının %  86.68 oranında), 5/1’deki yardımcı doçentlerin 53,226 TL (profesör maaşının % 81.30’u oranında), 7/1’deki araştırma görevlisinin 29,611TL (profesör maaşının % 45.23 oranında) iken, 2000 yılının Aralık ayında aynı derecedeki profesör maaşı 560.135.000 TL, doçentin 423.063.000 TL (profesör maaşının % 75.52 oranında), yardımcı doçentlerin de 361.472.000 TL (profesör maaşının % 64.53’ü oranında), araştırma görevlisinin 267.464.000 TL (profesör maaşının % 47.75 oranında) düzeyinde bulunmaktaydı. 2002 yılının Aralık ayında profesör maaşı 1.784.000.000 TL, yardımcı doçentlerin maaşı ise 794.452.000 TL (profesör maaşının % 44.53’ü oranında), 2005 yılının Aralık ayında profesörün maaşı 2.321.550.000 TL. yardımcı doçentlerin 1.139.340.000 TL (profesör maaşının % 49.07’i oranında) düzeyindeydi.

 

      2012 yılında durum şöyledir: 1/4’deki en kıdemli profesör 4 bin 357 TL, 3/1’deki doçent 2 bin 453 TL (profesör maaşının % 56.30’u oranında), 5/1’deki yardımcı doçent 2 bin 267 TL (profesör maaşının % 52.03 oranında), 7/2’deki araştırma görevlisi bin 917 TL (profesör maaşının % 43.99 oranında) maaş almaktadır.

 

      Görüldüğü üzere 1982 yılının Aralık ayından 2012 yılının Mart ayına kadar geçen yaklaşık 30 yılda 3. derecedeki doçentlerin ve yardımcı doçentlerin maaşı profesör maaşlarına oranla yaklaşık % 30, araştırma görevlilerinin de % 1,5 oranında azalmıştır.

 

      1993-2000 yılları arasında yardımcı doçentlerin maaşı 4 kişilik bir ailenin geçinme sınırı olan Yoksulluk Sınırı (Asgari Geçim) düzeyinde iken, bugün Yoksulluk Sınırının 1000 TL altındadır. Günümüz koşullarında profesör ve doçentlerin aldığı maaş özel sektörde çalışanların karşısında komik düzeyde bulunmaktadır. Ancak profesörler, aynı işi yapan, aynı sınıf ve statüde bulunan yardımcı doçentlerin iki katına yakın, birinci derecedeki doçent ise bir buçuk katına yakın maaş almaktadır. Birinci dereceye gelmiş öğretim görevlisi veya okutmanların ise iki buçuk katına yakın maaş almaktadırlar. Aynı işi yapmakla görevli ve aynı eğitim derecesine sahip insanlar arasındaki bu çok farklı ücret dengesizliği, üniversitede çalışan öğretim elemanlarını rahatsız etmektedir. Yardımcı doçentler dâhil, diğer bütün öğretim elemanları açıkça haksızlığa uğratılmaktadır.

 

    Orantısız maaş farklılıklarının giderileceği belirtilmekle beraber on yıldan beri bu konuda bir adım bile atılmamıştır. Üniversite personeli için radikal, ciddî ve üniversitedeki ikiliği ortadan kaldıracak âdil bir ücret yapılanmasının yanında öğretim üyelerinin düzeylerine uygun bir maaş artışı hemen ve çok acil olarak mutlaka ele alınması ve aynı aciliyetle uygulamaya konması gerekmektedir.

             

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen

İstanbul İl Başkanı


 

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ
Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

FaceBook

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir