Haber Kritik
» Türk'ü Başbuğlarını İğdiş Ederek Mankurtlaştırmak

Türk'ü Başbuğlarını İğdiş Ederek Mankurtlaştırmak - Nurullah Çetin

Paylas
Türk'ü Başbuğlarını İğdiş Ederek Mankurtlaştırmak
12 Şubat 2016, Cuma 14:05:01
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Son yıllarda bazıları, büyük Türk hakanları; özellikle Mustafa Kemal Atatürk ve Kanunî Sultan Süleyman üzerine sinema ve dizi filmleri çekmeye başladılar. Bu bazılarının ortak bir özelliği, bu iki büyük Türk başbuğunun neredeyse yalnızca zaaflarını öne çıkarmaları. Özel hayatlarını, aşklarını, yalnızlıklarını, harem hayatlarını, içki içmelerini, karamsarlıklarını ön plana çıkarmaları.

Bu bazıları, biz bu Türk büyüklerinin insan yönünü, beşerî kişiliğini ön plana çıkarıyoruz, insan olarak Mustafa Kemal, insan olarak Kanunî tipini işliyoruz gibi maksatlı bir yaklaşım geliştiriyorlar. Bu filmlerle ortaya çıkan şey, zaaflarla dolu, yatak ve aşk hayatından ibaret, içki, sigara müptelası, harem hayatından başka hayatı olmayan çarpıtılmış, iğdiş edilmiş, eksik ve yanlış Türk hakanı tipidir.

Türk hakanlarını böyle güdükleştirilmiş olarak sunmanın amacı, Türk gençlerini saygı duyulacak ataları hakkında şüpheye düşürmek, onlara olan inançlarını, bağlılıklarını sarsmak, millî bilinçlerini yok etmek, atalarından, tarihlerinden hareketle özgüvenlerini paramparça etmektir.

Bu filmleri izleyen Türk genci, tarihiyle, atalarıyla, önderleriyle övünmeyecek, aşağılık duygusuna kapılacak, ben ne kötü bir milletin mensubuymuşum düşüncesine kapılarak kendi milletine, milliyetine, Türklüğüne düşman olacak, tarihimizle yüzleşelim tuzağıyla kendi kendisini inkâr edecek ve böylece tarihinden utanan, tarihini ve atalarını kötüleyen, eleştiren, inkâr eden zavallı bir mankurta dönüşecektir. Bu tür filmlerin sonunda ortaya çıkan budur; yani Türk’ü tarihinden utanan mankurt hâlinde yeniden şekillendirmektir. Yani Türk milleti; özellikle Türk gençliği üzerinde bir mühendislik çalışmasıdır.

İnsan zaaflarıyla, kuvvetli yanlarıyla, olumlu olumsuz, iyi kötü, güzel çirkin, faydalı zararlı yanlarıyla bir bütündür. Her insan hata yapabilir. Peygamberler bile hata yapar ama Allah, vahiyle onların hatalarını düzeltir. Buna “zelle” denir. Peygamberlerin dışındaki bütün insanlar padişah bile olsalar hata yapar, günah işler, beşerî zaaflarla malül olabilir. İnsanlar sadece bu zaaflarıyla değerlendirilmez. Nesnel, insaflı bir yorum, bütünden hareket eder. Önderler, bütün yönleriyle toptan değerlendirilir ve ona göre hüküm verilir. Bütünden hareket etmeyen değerlendirme biçimi kasıtlıdır, kötü niyetlidir.

Film, roman, biyografi, tarih gibi tarihi yeniden kurgulama ve sanal olarak inşa etme türleri daima özneldir, hiçbir zaman nesnel olamaz. En iyi niyetli olanları bile gerçek tarihi tam bir nesnellik içinde sunamaz. Ama iyi niyetli bir tarih kurgusu, en az hatayla yeniden kurgulanabilir.

Mustafa Kemal Atatürk, sigara da içmiştir, içki de, kadınlara âşık da olmuştur, yalnızlık da çekmiştir, hüzünlenmiştir de. O elbette bir insandı, beşerî zaafları herkesinki gibi onun da vardı. Ama siz bir Atatürk filmi yaparken onu insan yönünü anlatıyoruz, birey olarak Atatürk filmi çekiyoruz diye sadece bu taraflarıyla sunarsanız, Türk gençliğinin gözünde Atatürk’ü hak ettiği yerden düşürür, onu zavallı bir insan konumuna hatta kötü bir insan konumuna indirgersiniz. Böyle bir işten de iyi niyet beklenemez.

Her şeyden önce Atatürk’ün dünya tarihindeki yeri ve konumu, insanlığın hafızasında kalan imgesi böyle bir Atatürk değildir. Tam tersine Atatürk, dünya insanlığının hayalinde yok oldu, öldü bitti sanılan Türk milletini son haçlı saldırısı olan işgalci batı emperyalizminin zulmünden kurtarmış, tarihin ender kaydettiği destanî bir mücadeleyle Türk’e tam bağımsız ve bağlantısız hür bir devlet kurmuş iradeli bir komutan, dahi bir Türk önderi ve yepyeni bir devlet kuran adam olarak bilir.

Gerçek Atatürk, anti emperyalist, bağımsızlıkçı, yüzde yüz milliyetçi, iradeli, zeki, dahi bir Türk lideridir. Mazlum ve mağdur milletlerin, emperyalist sömürge altında inleyen milletlerin örnek aldığı bağımsızlık öncüsüdür. Haçlı istilasını geri püskürten, emperyalizme geçit vermeyen, bu yönüyle Batı dünyasının hayallerini kursağında bırakan bir Türk hakanıdır.

Milliyetsiz, hatta Türk milliyetini küçümseyen, reddeden, Türk’üm demeyen, Türk’üm diyenleri de ırkçı, şovenist gibi kelimelerle yaftalayan Batı emperyalizminin yerli işbirlikçilerinin, kozmopolitlerin, Amerika ve Avrupa Birliğinin Türkiye’ye dönük projelerinin yerli uygulama memurlarının anti emperyalist milliyetçi Türk, bağımsızlık savaşçısı büyük komutan Atatürk imgesinden ve algılamasından hoşnut olmayacakları açıktır.

Türk milleti adına hayırlı bir iş yapmayan, hep Batılı efendilerini memnun etmeye dönük işler gören bu tür adamların aşkla meşkle, içkiyle sigarayla meşgul, canı sıkılan yalnız, zavallı bir Atatürk algısını zihinlere yerleştirecek filmler yapmaları, kitaplar yazmaları yadırganacak bir durum değildir.

Yine aynı özelliklere sahip bu çevreler, Kanuni’yi de Türk milletinin gözünde küçük düşürecek bir kişilikle sunuyorlar. Koskoca cihan padişahı, hukukî, siyasi, toplumsal, ekonomik ve kültürel anlamda büyük işler başarmış Kanunî’yi, salt sıradan kadın düşkünü bir harem padişahı olarak sunmanın iyi niyetle bağdaşan bir yanı yoktur.

Kanunî hem cihan padişahıydı hem de harem padişahı. Kanunî savaş meydanlarında nasıl büyük bir komutansa, ülke yönetiminde nasıl kanun hâkimiyetini tesis etmeye çalışan iradeli bir hükümdarsa, kültür sanat edebiyat alanında nasıl büyük eserlere imza atan bir kültür hükümdarıysa hareminde de kadınlarını büyük aşklarıyla mutlu eden büyük bir aşk hükümdarıydı. Savaşmasını da sevişmesini de iyi biliyordu.

Yiğit Türk, savaş meydanında atını ve kılıcını, yatağında kadınını, beşiğinde bebeğini nasıl okşayacağını bilir. Türk’ün at, avrat, bala, silah hassasiyeti hiçbir millette yoktur. Biz, hayatı nasıl algılayıp nasıl yaşayacağımızı iyi biliriz. Kanunî, milletinin gönlünü fethetmesini bildiği gibi hanımlarının kalbini de fethetmesini biliyordu. Bunların yanında yanlışları, zaafları da vardı.

Hürrem Sultan’a mahkûmiyetinin ve mecburiyetinin olumsuz sonuçları da vardı elbette. Ama Kanunî, sadece bunlardan ibaret bir padişah değildir. Kanunî sadece harem hükümdarı, hedonist, ehl-i keyf, şehvetine tapan bir adamdan ibaret değildir. Kanunî kişiliğinin bütünlüğü içinde bu yönü, çok gerilerde kalır. Ama ona dair yapılan filmlerle Kanunî, magazinleştirilmekte, yozlaştırılmakta, gerçek kişiliği çarpıtılarak Türk gençliğinin gözünde övünülecek değil, utanılacak bir padişah olarak sunulmaktadır.

Türk gençliği, uzak durulacak kötü Türk tarihi temalı filmlerle, romanlarla, gazete yazılarıyla kendi kimliğine, kişiliğine, milletine, atalarına, tarihine, değerlerine yabancılaştırılmakta ve köksüz, değersiz birer mankurt sürüsüne dönüştürülmek istenmektedir.

Özellikle 19. yüzyılın Batılı Oryantalistleri, tarih kitaplarında, romanlarında, gravürlerinde, resimlerinde, seyahatnamelerinde Osmanlı Türk tarihini genellikle şehvet ve şiddetle özdeşleştirmiştir. Batılılara göre Türkler, daha genelde de Müslümanlar, şiddet uygulayan yani savaşan, haksız yere kan döken, yakan yıkan, asan kesen barbar milletler ve şehvet için yaşayan yani harem hayatına gömülen, kadınları köle gibi kullanan, kadınlara kötülük yapan tenperest topluluklar olarak sunulur. Batılı emperyalist yamyamlar, Müslümanları ve Türkleri mankurtlaştırmanın yolunu bulmuşlar. Amaçları, millî kimliklerini “şiddet”, dinî değerlerini de “şehvet” kavramıyla yok ederek değersiz, kimliksiz ve kişiliksiz bir sürüye dönüştürmek.

Ülkemizde yapılan bazı Atatürk ve Kanunî filmlerinin amaç ve sonuçlarının da batılı oryantalistlerin bu algılama ve bakış açısına ne kadar uyduğunu görmek, böylelikle dışarıdan emperyalist Batının; içerden de onların yerli işbirlikçilerinin Türk ve İslam karşıtlıklarını anlamak zor değildir.

Bu durumda Türk gençliği, büyük bir uyanış hamlesi içinde iki temel değerini; Müslümanlığını ve Türklüğünü gerçek ve asıl kaynaklardan öğrenerek millî ve dinî kimliğini iyice tahkim edecek, onun bunun filmlerinin patates çuvalına dönüşen bir izleyicisi olmayacak, mankurtlaşmayacak ve kendi gerçek filmlerini kendisi yapacaktır. 

Kültür savaşı, her türlü savaştan önemlidir. Ruhunu kaybeden millet, her şeyini kaybeder. Bedenimizi konfora esir etmek için değil; ruhumuzu özgür kılmak için yaşıyoruz.

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ
Video Galeri
Video GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

ŞANS OYUNLARI


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

Gazeteler:

Hava Durumu


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :

Bekleyiniz
İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

Akkışla Genel Seçim Anketi

BURCLAR


Yukleniyor
İçerik Yükleniyor...

E-Posta Listesine Katıl

E-Posta Adresi:

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber Kritik- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber Kritik Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin haberkritik@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir